Fiyat Arama
Rehberi
ReklamAlanı
 

Türkiye'de Para Politikasi uygulamalari ve Etkileri

TÜRKIYE'DE PARA POLITIKASI UYGULAMALARI VE ETKILERI
GAZI ERÇEL
BASKAN
TÜRKIYE CUMHURIYET MERKEZ BANKASI
ANKARA ÜNIVERSITESI, SIYASAL BILGILER FAKÜLTESI - ANKARA
14 KASIM 1996


Doksanli yillara vardigimizda, önceki yillarin tersine, makro para politikasi uygulamalari açisindan merkez bankalarinin amaçlari ve islevleri üzerinde önemli ölçüde görüs birligine varilmistir.

Para politikasi uygulamalarinin baslica dört bileseni vardir. Bu dört degisken para politikasi uygulamalarinin basarisini ve sonuçlarini görüp degerlendirebilmemizi saglamaktadir. Bunlar; nihai amaç, ara hedef, bu hedefe ulasmada kullanilacak araçlar ve bunlari uygulama yollaridir.

Para politikalari olusturulurken iki türlü amaç gözetilmektedir. Ilk olarak merkez bankalarinin daha orta veya uzun vadeli bir hedefi olmalidir. Bu konuda olusan fikir birligi merkez bankalarinin orta vadede yalniz bir hedefi olmasi gerektigidir: Fiyat istikrarinin saglanmasi. Fiyat istikrarinin nihai amaç olarak seçilmesinin tek nedeni, bu amacin para politikasi uygulamalarinin saglayabilecegi bir hedef olmasidir.

Ikinci olarak merkez bankasi ara hedefini belirlemelidir. Ara hedef olarak seçilecek degiskenin bazi kriterlere uymasi gerekmektedir. Bu degiskenin nihai hedefle tutarli ve istikrarli bir iliskisi olmalidir. Ayrica merkez bankasinin kontrol edebilecegi bir degisken olmasi gerekmektedir. Bu degiskenin diger politika amaçlarinin etkisinden mümkün oldugunca uzak olmasi gerekmektedir. Son olarak, hedef olarak seçilen degiskenin hedeflenen degerine nasil ulasilacagi açik olmalidir.

Böyle bir ara hedefin belirlenmesi ve açiklanmasi, yalnizca para politikasi egilimlerini ve uygulamalarini halka açiklamakla kalmaz, ayni zamanda para politikasi uygulamalari için kamuoyunun destegini alir.

Bu dört kriteri saglayan pek çok potansiyel ara hedef adayi degisken vardir. Para politikasi stratejisi bunlardan hangisinin hedef olarak seçilecegini belirler. Bunlar; parasal büyüklükler, döviz kuru ve faiz oranidir.

Parasal büyüklükler merkez bankalarinin dogrudan kontrol edebildikleri, para politikasi araçlari ile yönlendirebildikleri degiskenlerdir. Bu parasal büyüklükler Parasal Taban gibi Merkez Bankasi Bilançosu'na iliskin bir büyüklük olabilir, M1 gibi bankacilik sistemindeki mevduatlari içeren bir büyüklük de olabilir. Döviz kuru da iyi bir alternatif hedef degisken olabilir. Kurlar parasal büyüklüklere karsin mali yeniliklerden dogrudan etkilenmeyen bir degiskendir. Bu durumda merkez bankasinin yapmasi gereken, kisa dönem faizlerini kur hedefine ulasmak için uygun seviyede tutmaktir. Ancak burada en önemli nokta merkez bankasinin bagimsizliginin saglanmis olmasidir. Çünkü faizler politik müdahaleye açik bir degiskendir ve merkez bankasi bu konuda rahat birakilmazsa kurlarda daha büyük dalgalanmalara yol açilabilecektir. Faiz oranlari ise siyasi baskiya en çok konu olan degisken oldugu için hedef seçimi açisindan en az cazip olan degiskendir.

Merkez bankasi para politikasi uygulamalarinda hedefini belirledikten sonra bu amaca ulasmada sahip oldugu araçlar ve bunlari uygulama yollarini saptamak durumundadir. Merkez bankasinin para politikasinin uygulamasinda sahip oldugu araçlar likidite ve faiz araçlaridir. Likidite araçlarinin kisa vadeli olmasi beklenmektedir. Çünkü merkez bankalari, bilançolarinin aktiflerini kontrol edebilmeli, gerektigi anda tasfiye edebilmelidir. Faiz araçlarina gelince iki konu önemli olmaktadir; merkez bankasi kendi aktiflerine uyguladigi faiz oranlarini serbestçe belirlemelidir. Ayrica merkez bankasi piyasadaki kisa vadeli faiz oranlarini da yönlendirebilmelidir.

Günümüzde, ülkemiz dahil pek çok ülkede merkez bankalari serbest piyasa mekanizmasi altinda çalismaktadir. Birçok merkez bankasi, kararlarina piyasadan gelen ilk tepkiyi, kisa vadeli faiz oranlarina bakarak gözleyebilmektedir.

Merkez bankalarinin makro para politikasi kararlarini uygulamada ve hedeflerine ulasmada kullandiklari araçlar genellikle açik piyasa islemleri, reeskont kredileri ve karsilik oranlaridir.

Açik piyasa islemleri ile merkez bankalari sistemdeki bankalarin likiditesini kontrol etmektedir. Burada merkez bankasi için önemli olan, bu piyasalarda çok fazla görünmemesi gerektigidir. Diger bir deyimle, merkez bankasi piyasada mümkün oldugunca az görünmeli, islemlerin iki tarafli olmasina özen göstermeli ve imkanlar elverdigince islemlerde taraf olmamalidir.

Merkez bankalarinin elindeki bir diger araç da karsilik oranlari uygulamasidir. Bununla merkez bankalari bankacilik sistemini vergilendirirken rezervlerini de kontrol edebilmektedir.

Son olarak reeskont kredileri araciligi ile merkez bankalari bir yandan bankalarin likidite ihtiyacini karsilarken, diger yandan kisa vadeli faiz oranlarini etkileyebilmektedir.

Para politikasi uygulamalarinin basarisi, merkez bankalarinin hedeflerini olusturduktan sonra bu hedeflere ulasmada yeterli yetki ve para politikasi araçlarina sahip olmalarina baglidir. Burada ise devreye merkez bankalarinin özerkligi kavrami girmektedir.

Para politikasi uygulamalarinin ana hatlarini bu sekilde belirledikten sonra para politikasi ile döviz kuru politikasi uygulamalarinin iliskisini açikliga kavusturmak gerekmektedir. Para politikasi ve döviz kuru politikasi uygulamalari birbirine baglidir. Çünkü her iki politikanin uygulanmasinda kullanilacak politika araçlari aynidir. Bazi durumlarda merkez bankalari döviz kuru politikasi uygulamak zorunda kalabilmektedir. Böyle bir durumda para politikasi gerekleri ile döviz kuru uygulamalarinin zorunluluklari çatisabilmektedir. Bu çeliski özellikle ayarlanabilir dalgali kur ve açik ekonomi sartlarinda sorun yaratabilmektedir. Bu çatismanin yasal düzenlemelerle kontrol edilmesi beklenmemelidir. Merkez bankalarinin özerkliginin saglanmasi ve kamuoyu ile politikacilarin bankanin fiyat istikrari amacini desteklemesi sonucu bu çatisma sorun olmaktan çikarilabilir. Bu durumda merkez bankalari kamuoyunu enflasyonun maliyeti ve kisa vadeli aktivist para politikasi uygulamalarinin sinirlari konusunda aydinlatmalidir.

Merkez bankasi para politikasi uygulamalari açisindan bir diger önemli nokta da sürekli enflasyon ve/veya kirilamayan, israrci enflasyonist bekleyislerdir. Böyle bir durumda veya hedef seçilebilecek uygun bir parasal büyüklük bulunamadiginda fiyat istikrarina ulasmak zor olabilir. Bu sartlar altinda merkez bankasinin üzerine düsen fiyat istikrarini saglama amacina ulasma konusundaki kararliligini kamuoyunda göstermek ve kredibilitesini yeniden saglayarak bunu saglamlastirmak olmalidir.

Para politikasi uygulamalari için genel çerçeveyi bu sekilde belirledikten sonra ülkemizdeki uygulamalar açisindan bir degerlendirme yapmak uygun olacaktir. Bugün ülkemizde Merkez Bankasi'nin politika hedefleri nelerdir? Bu hedeflere ulasmada elinde bulunan araçlar nelerdir? Para politikasi uygulamalari hangi degiskenlere bakilarak gözlenebilir? gibi sorular bundan sonraki bölümde tartisilacaktir.

Bugün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasi'nin yasal olarak para politikasini yürütmede elinde bulundurdugu araçlar; açik piyasa islemleri, karsilik oranlari, reeskont ve zorunlu devir oranlaridir.

Merkez Bankasi kisa vadeli para piyasalarini düzenlemek amaci ile bazi araçlara sahiptir. Bunlar Merkez Bankasi bünyesinde bulunan piyasalardir. Merkez Bankasi piyasadaki likiditeyi ve kisa vadeli dalgalanmalari bankalararasi para piyasalari ve açik piyasa islemleri araciligi ile düzenlemektedir. Açik piyasada repo ve ters repo ile dogrudan alim ve satim islemleri yaparak, bankalararasi piyasada ise mevduat alis-verisi yaparak piyasaya ya likidite saglamakta ya da fazla likiditeyi çekebilmektedir.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasi'nin elindeki bir diger araç ise karsilik oranlaridir. Bunlarla Merkez Bankasi bankalarin yarattigi parayi kontrol etmektedir. 1994 yilindan önce sadece mevduata uygulanan karsilik oranlari, mevduatin bankalarin bilançolari içindeki önemini kaybetmesi ve kredi yaratmada bankalarin mevduat disi diger kaynaklarina daha fazla yönelmelerinin etkisi ile karsiliga tabi olan pasif tabani genisletilmis, böylece örtük olarak yeni bir para arzi tanimi kabul edilmistir. Karsilik oranlarini degistirerek piyasadaki kredi hacmini etkilemek uzun yillar Merkez Bankasi'nin en sik kullandigi araçlardan biri olmustur.

Merkez Bankamizin elinde, yasa ile verilmis olan bir diger araç reeskont kredileridir. 1989 yilina kadar bilançomuzun reeskont kredileri kalemi altinda orta vadeli olarak kullandirilan destekleme kredileri vardi. Bu kalemin bu dönem içinde bilançomuzun içindeki payi yüzde 15 civarinda seyretmistir. 1989 yilinda yapilan bir düzenleme ile reeskont kredilerinin orta vadeli kredi olarak verilmesi uygulamasi durdurulmus, bankalarin likidite ihtiyacini karsilayacak sekilde kisa vadeli olmasi saglanmistir. Burada amaç, Merkez Bankasi'na fiyat istikrarina yönelik etkin bir para politikasi aracinin saglanmasi olmustur. Ancak bu araç sadece 2 yil kadar kullanilmis, daha sonra kullanilamamistir. Kamu sektörünün finansman ihtiyacini karsilamak zorunda kalan ve bilançosunu ya da para arzini kontrol etmek durumunda olan Merkez Bankasi, aktif kalemleri arasinda ikame yaparak bilançosunun çok fazla büyümesinin önüne geçebilmistir. Reeskont kredilerinin piyasalardaki likiditeyi ayarlamak ve parasal denetimi saglamak amaci ile kullanilamamasi, reeskont faizlerinin ilan edilmesinin piyasaya sinyal verici bir niteligi kalmamasini da beraberinde getirmistir.

Son yillarda en çok kullanilan araç zorunlu devir oranlaridir. Bununla Merkez Bankasi ekonomide kazanilan dövizlerin belli bir oraninin kendisine satilmasini öngörmektedir. Son yillarda yapilan yeni bir düzenleme ile devirlerin bir kisminin da Merkez Bankasi bünyesindeki piyasalarda satilmasi öngörülmüstür. Merkez Bankasi bilançosunu düzenlerken veya büyümesini kontrol ederken zorunlu devir oranlarinda degisikliklere gitmektedir.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasi'nin politika uygulamalari açisindan önemli degiskenleri, iki grupta incelemekte fayda vardir. Bunlar parasal büyüklükler gibi miktar degiskenleri ile faiz ve döviz kuru gibi fiyat degiskenleridir.

Para politikasi uygulamalarinin sonuçlari en seri olarak Merkez Bankasi bilançosunda görülmektedir. Bu nedenle kamuoyunun aydinlatilmasi açisindan Merkez Bankamizin bilançosunun seffafligi çok önemlidir. Bilançodan çikarilan parasal büyüklükler çesitli dönemlerde hedef olarak seçilmistir. Bankalardaki mevduatlari içeren M1, M2 gibi parasal büyüklükler de ekonominin yarattigi toplam paranin bir göstergesi olarak önemli ve izlenmesi gereken parasal büyüklüklerdir.

Para politikasi uygulamalarinin sonuçlarini fiyat degiskenlerinden de gözleyebiliriz. Merkez Bankasi her zaman para politikasi uygulamalarinda piyasalardaki istikrarin bozulmamasina özen göstermistir. Piyasalardaki istikrar ise faiz ve döviz kuru hareketlerinden gözlenebilmektedir. Tabii ki nihai hedef olarak enflasyon ya da genel fiyat düzeyindeki degisme de para politikasi sonuçlarinin degerlendirilmesi açisindan önemli bir degiskendir.

Ülkemiz para politikasi uygulamalarini bu veriler çerçevesinde ve son 10 yillik perspektifte degerlendirdigimizde 3 belirgin ayrisma görülmektedir. 1985-89 dönemi mali yenilik ve yeniden yapilanma, serbestlesme dönemi olarak adlandirilabilir. Bu dönemde bir ekonomik programin parçasi olarak mali sistemde önemli reformlar gerçeklestirilmistir. Öncelikle maliye politikasi ve para politikasi açisindan en önemli yenilik Hazine'nin ihale sistemi ile borçlanmaya baslamasidir. Bu, piyasalasmanin ilk adimi olmustur. Daha sonra sirasi ile Merkez Bankasi bünyesinde piyasalar olusturulmustur. Faizlerin üzerindeki kontrollerin kaldirilmasi ve konvertibiliteye geçis bu yenilenmenin önemli parçalarini olusturmustur. Son olarak ülkemizi ve mali piyasalarimizi etkilemesi açisindan önemli bir gelisme de sermaye hareketlerinde serbestlesmeye dogru ilk adimlarin atilmaya baslanmasi ve 1991'de de sermaye hareketlerinin tamamen serbest birakilmasi olmustur. Bu dönem içinde 1988 yili için Merkez Bankasi parasal programlama deneyimini baslatmis, ancak sartlarin tam olusmamis olmasi ve henüz geçis asamasinda olunmasi nedenleri ile kamuoyuna açiklamamistir.

Para politikasi uygulamalari açisindan çok homojen olmasa da ikinci dönem 1990-1992 dönemidir. Bu dönemde Merkez Bankasi 2 kez para programi ilan etmistir. 1990 para programi hem ilk açiklanan olmasi hem de digerine temel teskil etmesi ve verdigi mesajlar açisindan ilginç bir program olmustur. Bu programin temel özelliklerini birkaç madde altinda incelemek mümkündür. Ilk olarak Merkez Bankasi bilançosu yeniden düzenlenmis, seffaflastirilmistir. Ilan edilen hedefler de bu bilançodan elde edilen büyüklükler olmustur. Ikinci olarak program orta vadeli bir perspektife oturtulmustur. Yani orta vadede, enflasyonla daha iyi mücadele etmeye imkan verecek esneklikte bir bilanço yapisina kavusulmasi hedeflenmistir. Son olarak orta vadede ulasilmasi hedeflenen bilanço yapisi Merkez Bankasi'nin hangi politika araçlarini ne yönde kullanacagina dair sinyaller de vermistir. Örnegin kamu sektörünü finanse etme islevinden uzaklasmayi ve daha çok piyasadaki likidite ihtiyacini düzenlemeyi amaçlamistir. Bunun için reeskont kredilerinin daha çok kullanilmasi gündeme gelmektedir. Merkez Bankasi diger yandan, bilançosunun döviz pozisyonunu dengelemeyi de amaçlamistir.

Ancak bu amaçlara ulasamadan 1993 yili sonunda ve 1994 basinda bir mali çalkanti yasanmistir. Kamu finansman ihtiyacinin Merkez Bankasi kaynaklarina yönelmesi, ayni anda Hazine ihalelerinin iptal edilmesi likiditenin artmasina yol açmistir. Bunun fiyatlara etkisini engellemek için döviz satisina yönelinmistir. Ayni anda faizlerin piyasa sartlarina göre hareket edememesi kurlar üzerinde baski yaratmistir. Sermaye hareketlerinin serbest olusu, bankalarin açik pozisyonlarinin yüksek olmasi Merkez Bankasi rezervlerinin hizla erimesini beraberinde getirmistir. Bu gelismeler piyasalarda daha büyük dalgalanmalara yol açmis, gelismeler yüksek oranli kur ayarlamasi ve IMF ile Stand-By anlasmasi ile sonuçlanmistir. Bu Stand-By anlasmasi çapa olarak seçilen döviz kurlarina ulasmak için gereken parasal hedefleri de içermektedir ki bunlar Merkez Bankasi bilançosuna iliskin kalemlerdir. Bu programin detaylarina girmek yerine programin sonuçta ne ifade ettigine bakmak gerekmektedir. Bu dönemde Merkez Bankasi'nin para politikasi kur politikasinin arkasindan gitmektedir.

Para politikasi uygulamalarinda genel kabul görmüs prensiplere iliskin çerçeveyi çizdikten ve ülkemizin para politikasi uygulamalari açisindan bu sinirlar içindeki konumunu belirledikten sonra son degerlendirmeleri birkaç madde altinda toplamak mümkündür.

Ilk olarak, ülkemizde kamu açiklarinin mali sistemimize göre büyük oldugu artik herkes tarafindan kabul edilmektedir. Bu durum iç borç sorununu kisir bir döngü içine sokmustur. Bunlarin tabii bir sonucu olarak Merkez Bankasi'nin para politikasi uygulamalarinda karsilastigi en büyük baski unsuru kamunun finansman açigidir. Bu açidan Merkez Bankasi - Hazine iliskisinin önemi bir kez daha ortaya çikmaktadir. Ekonominin finansal sektörler ile uyumlu olmayan (fiscal) maliye politikalari hem bu iliskileri olumsuz yönde etkilemekte hem de para politikasi üzerinde agir yükler olusturmaktadir.

Ikinci önemli nokta enflasyonun sürekli ve yüksek olmasidir. Bu gelisme de enflasyonist beklentilerin kirilamamasini beraberinde getirmektedir. Böyle bir durumda enflasyonun düsürülebilmesi kredibilite ya da enflasyona karsi mücadelede kararlilik konusunda güven saglanmasi ile gerçeklestirilebilecektir. Merkez Bankasi'nin bu açidan kredibiliteyi ve güvenilirligi saglamasi ve korumasi gerekmektedir.

Üçüncü olarak, para politikasi uygulamalarinda sermaye hareketlerinin tamamen serbest oldugu unutulmamalidir. Kamu açiklarinin mali sisteme göre büyüklügü dikkate alindiginda, faizlerin baski altina alinmasi durumunda büyük sermaye çikislari olabilecektir. Cari islemler açigini kapatmak için para politikasi kullanilmaya çalisilirken bu konu dikkate alinmalidir. Cari islemleri kurlar yaninda, maliye politikalari ve talep gelismeleri gibi faktörler belirlemektedir. Para politikasi uygulamalarinin bu degiskenleri etkileme gücü ise çok azdir. Diger bir deyimle para politikasi için "baglayici kisit" cari islemler dengesi degil, ödemeler dengesidir.

Dördüncüsü, Merkez Bankasi'nin para politikasi uygulamalarinda serbestçe kullanabilecegi araçlari olmalidir. Bugün için elinde olan araçlar karsilik oranlari, açik piyasa islemleri, zorunlu devir oranlari ve reeskont islemleridir. Sonuncusunu su anda etkin olarak kullanmasa da, Risk Santralizasyonu'nun gelistirilmesi bu aracin da kullaniminin yayginlasmasinda etken olabilecektir. Burada bir diger önemli husus tabii ki kamu sektörüne verilen kredilerde yapilacak kisitlamalardir. Çünkü uzun yillar Merkez Bankasi kamu sektörüne kredi verebilmek için bankacilik sektörünü ihmal etmistir.

Besinci olarak, mali piyasalarin uluslararasilasmasi ve artan globallesme Merkez Bankamizi bu gelismelerden ayri tutamayacagimizi göstermektedir. Teknik olarak mali piyasalarimiz uluslararasi piyasalarla bütünlesme yolundadir. Uluslararasi piyasalardaki bir mali yenilik bizim mali piyasamizda da kisa sürede kendini gösterebilmektedir. Bu nedenle Merkez Bankasi teknik alt yapisini mali piyasalarin gerisinde kalmayacak sekilde güçlü tutmak zorundadir.

Son olarak Avrupa Birligi'ne üye olma yolundaki ülkemizin Merkez Bankasi'nin da bazi sartlari saglamasi gerekecektir. Herseyden önce diger birlik üyesi ülkelerde oldugu gibi ülkemizde de Merkez Bankasi'nin kamu sektörünün finansmani için daha az sorumlulugu olmalidir.

Enflasyonu indirmek uzun ve zorlu bir yolu katetmeyi gerektirmektedir. Üstelik bu yolun sonunda ulasilacak nihai sonucu önceden kesin olarak bilmek mümkün olmamaktadir. Eger yetkililer enflasyonla mücadelede kararli davranamazlarsa, hizli bir ekonomik büyümenin önkosulu olan "mali istikrar" atmosferine kavusmanin da mümkün olmayacagi bugün artik kesin olarak bilinmektedir.
06-23-2007
Yenilikler
 
Tavsiye
 
ISP Özel Güvenlik AŞ.
Sayaç
 
Fiyat1  hosting TOP sites TOP list Fiyatlar